Ali Alpyavuz, Gaziemir Konut Yapı Kooperatifi Yönetim Kurulu Başkanı, belediye ve İZBETON’un 2022‑2026 yılları arasında aynı şehirde iki ayrı kooperatife farklı sözleşme koşulları uyguladığını ve bu durumun yaklaşık 1.500 aileyi "taşeron" konumuna getirdiğini belirten bir açıklama yaptı.
Alpyavuz, 25 Şubat 2022 tarihli İZBETON protokolünde kooperatifin “Yüklenici” olarak tanımlandığını, ancak 10 Mart 2022 tarihli yer teslim tutanağında aynı kooperatifin tek kelimeyle “taşeron” olarak nitelendirildiğini vurguladı. Aynı yıl 4 Ekim 2022’de ise belediyenin iştiraki Egeşehir A.Ş. ile imzalanan sözleşmede kooperatif, sadece sabit bir bedel ödeyecek şekilde “kooperatif” olarak tanımlanmış ve inşaat, finansman ve gecikme riskleri belediyeye yüklenmiştir.
Kooperatif yönetimi, bu iki model arasındaki farkın riskleri tamamen kooperatif üyelerinin üzerine bıraktığını, inşaat maliyetleri, finansman yükümlülükleri ve hukuki belirsizliklerin 1.500 aileyi maddi ve zaman kaybına sürüklediğini savunuyor. Üyeler, sözleşme şartlarının farklı uygulanması nedeniyle hem para hem de konut teslimi konusunda ciddi mağduriyet yaşamaktadır.
İlgili konudaki hukuki süreç de devam ediyor. 13. Sulh Hukuk Mahkemesi’nin 2024/181 D.İş dosyasına eklenen 22 Ağustos 2024 tarihli bilirkişi raporu, inşaatın %9,77 seviyesinde olduğunu belirtti. Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı, lisanssız konut kooperatiflerine anahtar teslim kat karşılığı inşaat verilmesinin mevzuata uygun olmadığını söyleyerek inşaatı durdurdu. Ayrıca, 30 Mart 2026 tarihli Niyet Protokolü ile işin İZBETON’a devredildiği ve üyelerin 60 ay boyunca ödeme yapacağı öngörülse de, 15 Temmuz 2026 tarihine kadar nihai tadil metni imzalanmadı ve inşaat hâlâ durmaktadır.
Kooperatif, bu durumun yargı kararını beklemeden kamu kurumlarının sorumluluk alması gerektiğini belirterek, İzmir 3. Asliye Ticaret Mahkemesi’nde (2025/542) sürdürülen dava sürecine de değindi. Alpyavuz, belediye yetkililerine yedi temel soru yönelterek, aynı yıl içinde iki farklı kooperatifin neden farklı sözleşme modeliyle karşılaştığını, 1.500 aileyi taşeron konumuna getiren kararların kimler tarafından onaylandığını ve risklerin üyelerle nasıl paylaşıldığını sorguladı.