Tunç Soyer, kooperatif davası kapsamında "zimmete yardım" suçlamasıyla tutuklu bulunurken, dün sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada iddianamenin kabul edildiğini ve 500'ün üzerinde sayfalık bir belge içinde sadece 11 satırda adının geçtiğini söyledi.

Soyer, iddianamenin uzunluğuna rağmen adının çok kısa bir paragrafta yer almasının, savunmasının ve delillerin göz ardı edildiği yönündeki şikayetini dile getirdi; HTS kayıtları, MASAK verileri, tanık beyanları ve raporların kendisinin suçsuzluğunu defalarca kanıtladığını iddia etti.

Mahkeme, Soyer’in tutuklu kalma hâlini sürdürürken, "zimmet" suçlamasıyla yargılanan diğer sanıkların adli kontrol ve yurt dışı çıkış yasaklarını kaldırdığını, "zimmete yardım" suçlaması taşıyanların ise daha ağır muamele gördüğünü belirtti.

Soyer, bu kararın adaletsizliğini vurgulayarak, ilgili mahkemenin derhal tahliye kararı vermesini beklediklerini, ancak bu talebin reddedildiğini ve duruşma tarihinin 18 Kasım’a ertelendiğini açıkladı.

Açıklamasında, 2022 yılına ait soruşturmanın dört yıldır toplanmayan delillerinin önümüzdeki iki ay içinde toplanacağını, bu sürecin hâlâ devam ettiğini ve hâkimin kararının bu eksik delillere dayanarak verildiğini ifade etti.

Soyer, yargı kurumlarının bazen mevzuata uygun görünmek için hukuku bükebildiğini, bu durumun adaletsizliğe ve vicdansızlığa yol açtığını eleştirerek, Cumhurbaşkanının Birleşmiş Milletler kürsüsünde zulme karşı dünya çapında bir dayanışma çağrısı yapmasını da örnek gösterdi.

Paylaşımının sonunda, İzmir Cezaevi 1 Nolu Yüksek Güvenlikli Ceza İnfaz Kurumu, Koğuş B/63, Buca‑Kırklar’da bulunduğunu belirten Soyer, ailesi, dostları ve İzmir halkının kendisinin masum olduğuna inandığını vurguladı.